Universite yillarinda Sahaflar'da aldigim eski bir kitap,
daha once hakkinda herhangi bir dusunceye sahip olmadigim
ilginc bir kisilikle tanismama sebep oldu. Bir anda karsima
cikan bu gizemli sahsiyete karsi ic dunyamda bir tutku olustu.
Belki biraz bendendi belkide biraz bendeki benin disindandi.
Ataturk’un de "ne buyuk ne kuvvetli ruhun var" diye
tanimladigi ve dahi benim tarih sahnemde bir anda felsefi
renkleri degistiren kahraman Neyzen Tevfik’di.
Bazi insanlar yasam sahnesinde oynadigi rolu senaryoya bagli
kalarak degil kendi benliklerinde olanlarla ortaya dokerler.
Senaryoyu yazan baskasi degil, kendileridir. Neyzen de kendi
oyununu kendi yazanlardandi. Kendi hakkinda herhangi bir bilgi
mirasi birakmadigi halde aldigi her nefeste yaptigi her calisma,
O’nu bize anlatmaya yetti.
Neyzen’in isyankar ruhu, kendisini Cumhuriyet sonrasi hiciv
edebiyatimizin en buyuk sairi yapti. Toplumun kurallarini
hice sayarak doga kanunlarina bas kaldirip, mekan ayrimi yapmadan
meyhane, hastane, timarhane arasinda ozgurlugunun bayragini
tasiyarak sanat yasamini devam ettirdi. Neyle meyin, siirle
musikinin, hayatla olumun, cileli ve zevkli pinarlarindan
icerek, isyankar damlalarin seruvenlerini bizlere de gosterdi.
Adalet, ozgurluk, halk kudreti, gibi tanimlamalari cagdas
bir dunya gorusuyle dile getirdi. Bu perspektifle bozuk duzene,
yolsuzluklara, insanliga yakismayan herhangi bir yobaz harekete
karsi, hic tukenmeyen sanat ruhuyla kazan kaldirdi.
Cetin Altan da, Neyzen’i ve O’nun hicivlerini soyle tanimlar:
"Siirde yergi, kufurle kafiyenin zeka projektorleriyle
insanin gozune sokulmasidir. Gunes’e bakmis gibi bir sure
ondan baska bir sey goremezsin. Hemen begenir, hatta ezberler
ilk firsatta baskasina tekrarlarsin. O da begenir. Dusunce
ozgurluguyle uretimin kisitli ve kisir oldugu diyarlarda,
yergi siiri, duduk kapagi kaldirilmis duduklu tencere buhari
gibi cok yuksege fiskirir. Neyzen’e karsi saygi ve sevgim,
yazdigi yergilerden cok, yasama karsi kabuksuz durma cesaretini
gostermesindendi. Bektasiligini, bir eski zaman Bektasi’si
gibi yureginin gonderinde ve kimsenein unutamayacagi bir yukseklikte
sonuna kadar dalgalandirip gitmisti..."
Ilhan Selcuk’ta soyle ifade eder Neyzen’i:
"Neyzen Tevfik gibi insan kendine ozgudur, az yetisir.
Boyle kisinin toplumda dokunulmazligi vardir. Hele ozgurluklerin
pekismedigi ve gelenekleri bastirdigi yerlerde halk Neyzen
tipindekilere evliya gozuyle bakar, saygi duyar. Siradan insan,
kendisinin yapamadigi isi yapan, tutamadigi yasam bicimini
yegliyen bu tur serdengectileri sevgiyle anar."
Dusuncelerin elektronlar gibi bulutsu ozellik gostererek
dagildigi Evren’de, Neyzen'den de yayilan huzmeler insanlari
etkilemistir. Ozgurluk ve insanlik asiki, yergi ve ney ustadi
Neyzen Nevfik'i bir dusunurumuz, bir kac cumleyle ne guzel
anlatmistir: "Bence Mevlana ile Neyzen arasinda yakin
bir ilgi vardir. Bu iki kisininde ulasmak istedigi hedef ayni,
fakat izledikleri yollar ayridir. Mevlana, neyi dergaha sokmus,
Neyzen dergahtan cikararak halkin ayagina goturmustur. Mevlana’nin
neyi ile Neyzen’in meyi ayni tasavvuf potasinda birlikte eriyen
iki kardestir
Mevlana’ya "veli", Neyzen’e "deli" diyenler,
veli ile deli arasindaki buyuk tasavvuf kavramini anlamayanlardir.
Neyzen, su yalanci Dunya’ya kendini tanitmak icin gelmedi.
Ama yine de gercek dunyasi taninmadan gocup gitmistir. Saygi
ile aniyoruz. Tevfik Huda’dandir.
Neyzen hayati boyunca ney calmadi. O’nun yazdigi hiciv siirleri,
o donem sistemini hem kizdirdi hem dusundurdu. Hiciv siirlerinin
yani sira muhabbet, ask,ve kahramanlik siirleri de yasaminda
yer aldi. Fakat sohretinin en buyuk nedeni de hicivleri oldu.
Edebiyatimizda Nefi Esref’ten sonra turun buyuk ustadi olmayi
devam ettirdi. Neyzen’in sahip oldugu gokkusagindan birkac
rengi alarak hem Neyzen’i analim hem de kendi renklerimizi
zenginlestirelim.
Neyzen’i donemin yobazlari hic sevmezdi ve O’na "zindik"derlerdi.
Hatta bu sebepten dolayi omrunun uzun yiillarini surgunde
gecirmek zorunda kaldi. Yazdigi "Degil mi?" adli
inanc siiri Neyzen’in inanc yonunu bize daha iyi anlatiyor.
Genel olarak Neyzen’in siirleri gibi kimse tasvir edip anlatamaz.
Fakat herkesin belleginde Neyzen’e ait farkli portreler, farkli
renkler var. Ben de Neyzen’e ait portremi Mustafa Yesilova’nin
renkleriyle tamamlamak istiyorum:"Normal insanlarin,
normalin uzagindaki bu dehayi tanimalari oldukca guctur. Irmak
yataginda normaldir. Tasinca da Neyzenlesir. Bence Neyzen
bizim tasmis halimizdir, biz O’nun sadece fazlaligina sasmisizdir."