Her şeyden önce sizi tebrik etmekle işe
başlayalım. Çünkü sizin kadar canlı, enerjik ve hayata
renk katan kiseler azdir. Sizin için dünyanın tuzu, biberi
de diyebiliriz. Siz, insana şevk veren, cesaretlendiren,
neşelendiren tiplerdensiniz. Bulunduğunuz yerde kimsenin
canı sıkılmaz. Zira canınız istediği zaman karşıdakileri
oyalamasını, onların herşeyi unutmasını sağlayabilirsiniz.
Fakat bu sadece siz arzu ettiğiniz zaman olur. Çünkü siz
herşeyden önce kendini düşünen bir tipsiniz. Her söze
"Ben" diye başladığınızfs bilinmektedir tabii.
Onun için de ancak sözlerinizi zevkle dinleyecek, size
hayran olacak ve itiraza kalkmayacak kimselerin yanında
bütün cazibenizi ortaya koyarsınız. Şartlar değişir, biri
size karşı gelmeye kalkar ya da tenkide cüret ederse durum
bir anda değişir; birden öfkelenerek o tatlı havayı bozabilirsiniz.
Öfkelenmekte belki haklı belki de haksızsınız, ancak bu
konuda yıldızınızın etkisinde kaldığınızı söylemeliyiz.
Koçlar, ateş elemanının tüm özelliklerini sergilerler.
Yani heyecanlı, ateşli, sabırsız, arzulu ve bitmez tükenmez
gibi görünen bir enerjiye sahiptirler.
Her ne kadar ateşlerin (Koç, Aslan, Yay) lideri olsalar
bile, “Kral” olmaları zordur. Daha doğrusu “Kral” olmaktan
hoşlanmazlar. Yani oturdukları “taht”tan sağa sola emirler
vererek liderlik yapmayı sevmezler.
Bir Koç daima komutan olmak ister. Ordunun başında
askerleriyle birlikte savaş hattında savaşacaktır. Bir
fiil ön saflarda yer alacaktır. Perde arkasından idare
etmeyi zaman zaman düşünse bile dayanamaz ve öne fırlar.
İçlerindeki ateşin dayanılmaz şiddeti Koçlar’ı gerçek
bir savaşçı yapar. Sanki savaşmak için yaratılmıştır.
Oturmak, izlemek ve gözlemek ona göre değildir. O her
türlü tecrübeyi bizzat denemek ister. Ve dener.
KENDİSİNE İNANIR
Üstelik önüne çıkan hemen her şeye gözü kapalı atlayabilir.
Tabii ki, kararsızlıkları, sorgulamaları, harekete geçmeden
önce (iyi olup olmayacağı) çeşitli düşünceleri vardır.
Fakat, bu hali hiçbir zaman uzun sürmez. Ve harekete
geçer. Çünkü, iyi olacağından emindir.
Evet, Koçların saflık derecesinde iyimser oldukları
söylenebilir. Çünkü, kendisine inanır. Her şeyi mükemmel
yapacağına, başaramayacağı hiçbir şeyin olmadığına inanır.
Bu inanç, fazla düşünmeden, yapıp yapamayacağını sorgulamadan
harekete geçmesine neden olur. Tabii işler her zaman
beklendiği gibi yürümez.
Büyük bir heyecan ve enerjiyle harekete geçtikten sonra
karşısına çıkan terslikler, aksaklıklar onu durdurur.
Bir süre karışıklıkları düzeltmek için mücadele eder.
Fakat, bakar ki, hiç de beklediği gibi olmuyor. O zaman
ısrar etmez.
SABRI YOKTUR
Belki uğraşsa, didinse olacak. Fakat, hiçbir zaman
bir Koç’un sabrı öyle uzun uzun mücadele edebilmesine
yetecek kadar engin değildir.
O her şeyin bir an önce olup bitmesini ister. Günlerce,
aylarca aynı yerde, aynı biçimde duramaz. Bekleyemez.
Ve o ilk andaki, kolları sıvayıp giriştiği sırada duyduğu
heyecan yavaş yavaş azalır ve bir süre sonra tamamen
söner. Artık bu konu ilgisini çekmez. Ve oradan uzaklaşır.
Hem de kazancını ve kaybını düşünmeden.
Evet, Koçlar hemen her konuda böylesine heyecanla,
arzuyla davranır ve istekleri bittiği anda da hemen
vazgeçerler. Hem de her şeyden vazgeçebilirler. Hatta
aşklarından bile…
Bir Koç aşık olduğu zaman bütün hücreleriyle sever.
Sevdiği için yapmayacağı şey yoktur. Aklından geçen,
içinden yükselen ne varsa, bunların hepsini ortaya koyar.
Sizi aşkıyla öyle bir sarıp sarmalar, öyle bir şımartır
ki, kendinizi tamamen kaybedebilirsiniz. Tabii bu sırada
sizin hoşunuza gidip gitmeyeceğini fazla düşünmeden
de davranabilir.
Öyle yoğun ve zaptedilmez duygular içine girebilir
ki, bunları kontrol etmesi gerektiğini bile düşünmez.
Zaten denetlemeye çalışsa da kontrol etmesi mümkün değildir.
ŞİDDETLİ DUYGULAR
Böylesine şiddetli duygular hissettiği kişinin de kendisine
istediği gibi davranmasını bekler. Beklentilerini söyleyebilir
ya da söyleme ihtiyacı bile duymaz. Nasıl olsa öyle
olacaktır.
Şayet beklentileriyle karşılaşmayacak olursa, bir süre
uğraşır. İstediği şekle sokmaya çalışır. Sevdiğini olduğu
gibi kabul etmek ve onun her halini sevmek yerine, istediği
gibi olsun ister ve tabii olmaz.
Bunun sonucunda giderek arzusu ve heyecanı sönmeye
başlar ve bir gün aşık olmadığını anlar. Üstelik bu
durum hiç de uzun sürmez. Aşık olması da aşkının bitmesi
de yıldırım hızıyla gerçekleşir. Birdenbire aşık olur,
birdenbire vazgeçer ve hemen ardından aşık olabileceği
başka birini aramaya başlar ve fazla aramasına da gerek
kalmaz.
İNCE HESAPLARI YOKTUR
Onun bu tavrı aslında maymun iştahlılıktan kaynaklanmaz.
Ya da ortaya koyduğu aşkın aldatıcı olması da değildir.
Davranışları son derece içten, samimi ve doğaldır. Hissettiği
gibi davranır. Ve hisleri yangın alevi gibidir.
Fakat, tıpkı yangının sönmesi gibi Koç’un aşkı da sönebilir.
Ona nasıl davranacağınızı bilirseniz, yangının ateşini
sürekli besleyebilirsiniz. Üstelik bu hiç de zor değildir.
Çünkü, Koçlar kendilerini gizlemez ve ne istediklerini
saklamazlar.
Aşk konusundaki davranışlarını günlük yaşamlarında,
iş hayatındaki ilişkilerinde de görebilirsiniz.
Gözlerinizin içine doğrudan bakar ve hiçbir ince hesap
yapmadan, oyuna kalkışmadan demek istediklerini dümdüz
söyleyiverir.
Tabii alçak gönüllü ve hoş görülü de değildir. O, yaptığı
işin en iyisini yaptığını düşünür. Ve en üst mevkide
olmak ister. İstediğinin dışında bir yerlerde bulunuyorsa,
işte o zaman mutsuz ve sessiz olacaktır.
Ancak, bu durumu hiç de uzun sürmeyecektir. Zira bir
Koç, uzun süreli depresyonlara girip de hayatı kendine
karartmaz. Bütün diğer ateş burçları gibi sonsuz bir
yaşam enerjisine sahiptir. Kendisini en hızlı biçimde
içine girdiği karamsarlık kuyusundan çekip çıkartır.
Güçlü egosu ve iyimserliğinin yardımıyla içinden çıkamayacağı
bunalım yok gibidir.
BAŞINI KORUMALI
Koç Burcu vücutta “baş”ı idare ettiği için hem en güçlü,
hem de en zayıf organı kafalarıdır. Başını ya da yüzünü
yaralama ihtimali yüksektir. Tabii bu arada zaman zaman
ortaya çıkan baş ağrılarını da unutmamak gerek.
Aslında sabırsız, telaşlı ve ihmalkar davranmayacak
olursa, Koçlar’ın son derece kuvvetli bir bünyeleri
vardır. Kolay kolay hastalanmazlar. Hatta yüksek ateşe
(Aslan ve Yaylar hariç) pek kimsenin dayanamayacağı
kadar fazla dayanırlar.
Şayet bir Koç sessiz sedasız yatağının yolunu tuttuysa,
bilin ki, gerçekten çok hastadır. Yoksa, kolay kolay
yatağa yatıramazsınız.
Bir Koç’un hasta olması ise, istese de kontrol edemediği
öfkesi, hayal kırıklığı ve sabırsızlığı sonucu ortaya
çıkar. İlerleyen yaşıyla birlikte olgunlaşan Koçlar’ın
zamanla kendilerini kontrol etmeye başlamaları ve bununla
birlikte sağlıklarının da daha güçlendiği görülür.
|